Metinler

Merhum Bahadır Gülay 1972 de Seyran Dergisine yazmış!

Hemşin Ve Biz! 

Hemşin Dağları, akarsuları, ormanları ve yeşilin en yeşil renkleriyle Dünyanın n güzel yerlerinden biridir. Bütün bu güzelliklerine rağmen yine de talihsiz bir beldedir. Niçin mi? Hemşinli Hemşin’e olan büyük tutkusuna rağmen onu sadece hasret gidermek ve kişisel zevkleri için hatırlamıştır da ondan…

Dedelerimiz, babalarımız, kazandıkları zamanın büyük sayılacak servetlerini katır yükü ile Hemşin’e çıkarmışlar, fakat yaşantılarını daha medeni bir şekilde sürdürmek için oraya bir yol yaptırmaya lüzum görmemişler. Yolsuz bir bölgenin ekonomik alanda en ufak bir gelişme göstermeyeceği hepimizin malumudur. Bütün bunlara rağmen bugünkü nesilden muhakkak çok büyüktüler. Orada yaşadılar, orada öldüler…

Ya bugünküler, yani bizler. Bizler de orada doğmuş, büyümüş fakat orasını bir dinlenme yeri olarak kabul etmişiz. Hemşin’e gittiğimiz zamanlarda çalışmamışız, oralardan kurtulmanın yollarını aramışız. Bugün Hemşin’in %50 si temelli, % 20 si mevsimlik olarak büyük şehirlerde yaşamayı seçmiş durumdadır. Hemşinli şehirlerde verdiği mücadeleyi memleketinde verse, eminim orası mamur bir belde olurdu.\r\n\r\nNeler yapılır, neler yapılmazdı… Bunun cevabını teknisyenlere bırakıyorum. Ancak, muhakkak olan şu ki, çok şeyler yapılırdı.

Nerede Hemşin’in mühendisleri, doktorları, hukukçuları nerde? Tek başına Hemşin’i imar edecek ve de kuracağı bir tesisle memleketin kaderini değiştirecek güçte hemşehrilerimiz nerede? Maalesef, onlar da arada bir Hemşin’e yaptıkları seyahatler veya hatıraları yâd etmekle yetiniyorlar. Hızla kalkınma çabası içinde olan yurdumuzda Hemşin’in de layık olduğu yeri alması için bir katkıda bulunmayı kimse göze alamıyor. Bırakalım bunları, mahallemizin mevcut derneğinin aidatlarını toplamak için neler çekiğimizi bu işle uğraşanlar çok iyi bilir. Bunların yanında derneğimizin yaptığı küçümsenmeyecek hizmetleri şahsi hesapları uğruna sabote edenler mevcuttur ki bunlara Hemşin-sever demek cidden çok zor.

Bu kadar sevilen ve bu kadar ihmal edilen Hemşin bilmem talihli sayılır mı?Bütün bu dezavantajlara rağmen Hemşin’in yarınından ümitsiz değilim. Doğuştan zeki ve çalışkan olan Hemşinlinin başaramayacağı iş yoktur, yeter ki birlik ve beraberlik içinde olalım. 

 Seyran-Pokut Dergisi, Samistal Gecesi Özel Sayısı, 19 Mart 1972 s:10

Ayın Metni      

DELİEMED KONAĞIN SESİNDEN ……….İMDAT!…………….konak

Yeşilin tüm tonlarını ve yüzlerce bitki çeşidini barındıran FIRTINA VADİSİNE serpilmiş görkemli yapılardık biz. Arzunun, özlemin, emeğin, alın terinin, çalışmanın ürünü olarak ortaya çıktık Makrevis Mahallesinde.. Aşklara, hüzünlere, sevinçlere, kederlere, özlemlere, acılara yuva olduk yıllarca. 70’li yıllarda adımızı verdik Makrevis’e.

Ben o görkemli konaklardan biriyim. Vaktiyle görkemli olan..“Deliemed Konak” diye anılıyorum. Biraz eksik kalmıştı yapılışım ancak umudum yarım kalmaz diye düşünüyorum.

konak2

En son varlığım olan Cemal amcayı hastalıktan kaybedince anılarını yüreğine gömdü Fati hala. Ağlayarak ayrılmak zorunda kaldı benden. Sahipsizlik zilleri çalmaya başlamıştı. Evlenen çocuklarımız açtı kapılarımı yılda, iki yılda, üç yılda bir. Hep umutlandım. Diledim ki kalıcı olsun o açılışlar. Farelerin, yarasaların, baykuşların yuvası olmasın odalarım. İnsanlar beşik sallasın, türküler söylesin, düğünler yapsın, ateşimi tüttürsün. Ocağımda yanan ateş bile iliklerimdeki neme ilaç olacaktı. Bir evin, bir konağın yaşadığının kanıtıdır bacasından yükselen duman. Yazdan yaza komşularımın yaktığı ateş yetmedi çürümemi önlemeye. Her yıl artarak birer ikişer kırıldı kiremitlerim. Oysa onaramıyordu artık İsmail Şişman, Hasan Şişman, yardım edemiyordu onlara Mustafa Yücel. Çünküonların hiç biri yaşamıyordu artık. Nur içinde yatsınlar. Muzaffer Yücel ve\r\n\r\nGönül Gülay’ın katkılarıyla Muhammed Altaş emek verdi en son kalan kiremitlerle çatımı onarmaya. Sağ olsunlar. Ancak yetmedi. Yıllar boyu yağmur, kar, soğuk, rüzgâr, güneş, derken arttı çatıdaki delikler. Nem oldu duvarlarım. Yağmur suları , insanın iliklerine işlediği gibi işledi tahtama, tuğlama, taşıma, toprağıma. Arka duvarım yıkıldı bağrıma, çürüdü tahtalarım. Alt duvarım yığıldı yollara. Otlar yeşerdi bağrımda tehlikeli urlar gibi. Camlarım kırıldı. Kapılarımdaki oymalarım kopmaya başladı. Anılar yazıldı duvarlarıma. Sıcak yuva yaparak bende yaşamak isteyenler oldu defalarca. Tesisler yapıp beni yaşatmak isteyenler oldu. Yanı başımdaki Yücel ailesi hep şenlenmemi bekledi komşuluk yapmak için. Ancak hiç biri gerçekleşemedi çeşitli nedenlerle. Acıyan gözlerle bakan turistler oldu dert ortağım. 2000’li yıllarda projeler hazırlandı yeniden hayat bulmam için. Ancak heyhat..Hiçbiri sonuçlanmadı

 

.konak3

Kökleri hala bende olan sevgili gençler; kalan gücümle o kökleri korumaya çalışıyorum. Direnerek bekliyorum uzanacak elleri, görecek gözleri, sağduyulu yürekleri ve bilinçleri. Atalarımızın yaptırırken taşıdığı umutlar yeşerebilir belki o köklerden. Odalarımda ışıl ışıl lambalar, ocağımda çıtır çıtır çam, kestane,gürgen odunları yanabilir hala. Dumanım tütebilir yeniden eskinin Makrevis’i, sonraki adıyla Konaklar mahallesinde. Sevinir komşularım. Kuşaklar boyu bayram olur onlara. Gururla, sevinçle ve şükranla açarım kapılarımı sizlere.

Sızlamasın artık atalarımızın kemikleri, ışıklarım aydınlatsın yanı başımda onların ebedi dinlenme yerlerini. Duvarı nem insanı gam öldürür derler, doğru söylerler ama ölmedim henüz, can çekişiyorum. İmdat!

DUYUN BENİ, GÖRÜN BENİ, KURTARIN BENİ ARTIK.

KÖKLERİNİZİ TOPRAĞA ÇEVİRMEYİN. HAYAT VERİN BANA SİZDE HAYAT BULASINIZ. BİR İKEN BİN OLASINIZ. YARIN ARTIK GEÇ OLMASIN.

Süreyya Yücel

DELİAHMET KONAĞI

KONAKLAR (MAKREVİS) MAH. ÇAMLIHEMŞİN