Ali Kemal Kabaoglu

 

Ali Kemal Kaboğlu

 

Ali Kemal Kaboğlu 1907-1954 /17 Aralık

 

Ali Kemal Kaboğlu Çamlıhemşin’de çok bilinen,  adı hep rahmet ve hürmet ile anılan bir isim.

 

Onu anan herkesin onunla bir hikayesi var. O bir öğretmen.

 

Bir dönem Karedoğ’daki Atatürk İlk Okulunda birinci sınıftan, beşinci sınıfa tüm  sınıfları tek başına takip etmiş, öğrencilerinin her biri ile tek tek ilgilenmiş, onlara yalnız okul hayatlarındaki performansları için değil,  hayatlarındaki tüm varoluş nedenleri ve hedefleri ile ilgili  örnek olmuş, yol göstermiş, maddi desteklerde bulunmuş, manevi babaları olmuş yüce bir kişilik.

 

Öyle ki ölümünden 57 yıl sonra hala resmini duvarlarında, albümlerinde huşu içinde tutan 70 yaş gurubu bir dolu hemşehrimiz  Ali Kemal Hoca’dan öğrendiklerini hala unutmadıklarını anlatıyorlar.

 

Ali Kemal, Osmanlının son döneminde, aydınlanmanın hareketlendiği , parlementer sistemin kıpırdanmaya başladığı 2. Meşrutiyet döneminde dünyaya gözlerini açmış bir kadı çocuğu. O dönem ülkede İttihat ve Terakki Partisi ülke siyasetinin yönlendirici gücü olmakta. Balkanlar kaynıyor. Parça, parça  toprak kaybı var. Talat, Enver, Cemal Paşalar aktif görevdeler. Ali Kemal’in çocukluk yıllarında Osmanlının durumu, Almanya’nın yanında Birinci Cihan Harbine katılmış olmaktan  yenik ve yorgun. Ülke karmaşa  içinde. Ali Kemal’in gençliği “çakı gibi delikanlı” türünden.  Ali Kemal yakışıklı. Ali Kemal nazik biri ve şair. Ali Kemal keman çalıyor. Ali Kemal hatip. Ali Kemal mesleğine aşık bir aydın. Bölgesinin ve ülkesinin meseleleri ile çok yakından ilgili, duyarlı biri ve çok dikkat çekiyor. Saygın bir aile çocuğu ve her söylediği, her yaptığı o dönemin koşullarında dikkatle  gözlemleniyor. Ali Kemal Orenkit (Kadıköy) doğumlu bir laz. O zamanlar Orenkit, Abicho’ya(Köprübaşı) bağlı bir köy. Şimdilerde, Abicho’dan ayrılmış, büyümüş, mahalle olup Belediyeye bağlanmış bir yer . Ali Kemal’in iki eşi olmuş. Deniliyor ki, Medrese görmüş Kadı Baba Mahmut Kaboğlu her iki eş’e de resmi nikah yapmış. Eşlerin her ikisi de BaşHemşin’li. Birinin adı Emine, diğerinin Elmas. Eşlerden ilki Emine’den dört, Elmas’tan beş olmak üzere toplam dokuz çocuk babası olmuş Ali Kemal.  Çocukların hepsi annelere “anne” , birbirlerine öz kardeş olarak  bağlanıp sevgi ve saygı içinde büyümüşler. 9 çocuğun 5 i sağ. Diğerleri ve anneler vefat etmişler. Emine’den doğma Belkıs, Fahriye ile ,  Elmas’dan doğma Akif ve Adnan vefat edenler.  Sağ olanlar, Bedriye, Ahmet, Mustafa, İrfan ve Ayşe. Ali Kemal’in kızı Bedriye Hanım’dan  alıntı şöyle  bir öykü var.

 

 Ali Kemal, sağanak gibi yağmurun yağdığı bir gün, oralara gelmiş Fevzi Çakmağın arabasının yanına ulaşıyor ve köylerin yoksulluğu ile ilgili veryansın ediyor. Paşam diyor. “Yol yok, elektrik yok, ekmek yok, aş yok…Ne olacak bu toprakların hali?..” Muhtemelen söz uzayıp gidiyor ki, Fevzi Çakmak, “evladım ıslanıyorsun, koru kendini.”. şeklinde sakinleştirmeye çalışırken, Ali Kemal  aynı  heyecanla bu ikazı duymazdan gelerek  “Efendim; yağan yağmur milletimin gözyaşı, ben ıslansam ne olur?  şeklinde  onurlu bir cevap vererek gelen kafileyi şaşırtıyor.

 

Bedriye Hanım diyor ki; “babam Pazar’da (eski adı Atina) konuşmalar yapar ve herkesi etkilerdi. Öyle ki, Vali Bey bile onu dinlemeye gelir, hatta yaptığı konuşmalar ertesi gün Rus radyolarında yayınlanırdı. Milliyetçi söylemlerinde Ruslara atıp, tutar, onlardan Kızıl Moskof diye söz eder, tüm bu sözler de Rus radyolarında ” kendilerine şöyle  şöyle   kafa tutan bir okul öğretmeni ve müdürü Ali Kemal Bey’in” ifadeleri olarak  hemen halka duyurulurdu. Bedriye Hanım, Atatürk’ün kendisine bir kitap yolladığını hatırlıyor.  Bir başka sefer, Ali Kemal’in  İsmet İnönü’nün arabasının önüne geçip yine memleket meselelerinden dem vurduğunu, İnönü’nün de “Bu adamı siyasete sokun” şeklinde talimat verdiğini söylüyor.

 

 Ali Kemal’in siyasete ilgisi 1950 li yıllara kadar sürüyor. Haksızlığa isyan eden,  sosyal adalete duyarlı Ali Kemal sonraki yıllarda Demokrat Partili ve Rize-Pazardan milletvekili ve bakan Tevfik İleri ile temaslarını sürdürüyor . Öğretmenler Federasyonu dolayısıyla Ankara’da bulunurken Celal Bayar ile görüşüyor ve Tevfik İleri’nin de etkisiyle Demokrat Partiden aday oluyor. Ancak istediğini bulamıyor ve  bir taraftan yapmak istediklerini yapamamanın hüsranı, diğer taraftan kalabalık bir aileyi ekonomik olarak idame ettirmenin sıkıntısı ile son dönemlerini Bursa’ya göç etme hayali ile geçirirken  hazin bir şekilde vuruluyor.  Ali Kemal’in ölümü bir trajedi. Gerçek nedeninin ne olduğu anlaşılamıyan  ve kendisiyle doğrudan bir ilişkisi olmayan eski bir kan davasına  alet edilerek bir başka soydaşı ve hemşehrisi tarafından haince pusu kurulup öldürülüyor. Bu “kim vurduya gidiş” ailenin dramı oluyor. Dede , torunları kaptığı gibi bir daha dönmemek üzere Bursaya yerleşiyor ve yüzlerce genci yetiştiren Ali Kemal hafızalarda bir kahraman olarak ölümsüzleşiyor.

 

Ali Kemalle ilgili nasıl bir cümle söylerdiniz dediğimizde, gelen ifadelerden birkaçı şöyle. “O yılan görse, başını bastonu ile çevirir, öldürmezdi..” “Onun o dönem yetiştirdiği ilkokul talebesinin dünya görüşü bugünkü liselerden üstündü..” “O benim idolümdü, Ulu’mdu, Veli’mdi… Her zaman “aklının sesini duy” demişti bana.. Yıllarca ameliyatlarıma onun resmini tutup, öperek girdim.

 

Ali Kemal’in kızına  yazdığı mektuplar, yazdığı şiirler ve daha nice anı okunmak, keşfedilmek üzere bekliyor.

 

 Allah rahmet eylesin.

 

Ali Kemal KabaogluAli Kemal Kaboglu (1)

 

                                                       ÇH Kon-Or Haziran 2011